Abstract
<jats:p xml:lang="tr">Dünya edebiyatı genel olarak, farklı coğrafyalarda üretilen ve küresel çapta dolaşıma giren edebî eserler olarak tanımlanmaktadır. Bu kavram, farklı kültürlerin edebiyatlarının ulusal sınırların dışına taşınmasıyla, diller arası etkileşim ve çeviri sorunlarının da ortaya çıktığı çok katmanlı bir alan niteliğine sahiptir. Dünya edebiyatı alanı, Pascal Casanova tarafından edebî eserlerin ve yazarların uluslararası alanda konumlanışını ele alan, hiyerarşik ve asimetrik bir rekabet alanı olarak ifade edilmektedir. Bu yaklaşım özellikle merkez dışındaki ve çevre edebiyatların uluslararası alandaki yerini değerlendirmek için bir çerçeve sunmaktadır. Casanova’nın kuramında “merkez”, edebî meşruiyetin üretildiği, estetik değerlerin ve modernlik ölçütlerinin belirlendiği güç alanlarını ifade ederken “çevre” ise bu ölçütleri üretmekten ziyade onlara tâbi olan ve uluslararası tanınma mücadelesi veren edebî alanları tanımlamaktadır. Bu açıdan dünya edebiyatı, kültürler ve diller arası etkileşimin yanı sıra ideolojik boyutları da içeren bir alandır. Bu bağlamda Sudanlı yazar Leila Aboulela, dünya edebiyatı alanında kazandığı prestijiyle önde gelen örneklerden biridir. Aboulela’nın eserleri, Müslüman kadın kimliği, din, tarih, göç, diaspora, kültürel aidiyet ve yabancılaşma gibi temaları, Batı edebiyatının normlarını sorgulayan bir tarzda ele almaktadır. Eserlerini İngilizce yazan Sudanlı Müslüman bir kadın yazar olarak Aboulela, dünya edebiyatının bu asimetrik yapısını hem doğrulamakta hem de tartışılır kılmaktadır. Bu makale, Leila Aboulela’nın eserlerini Pascale Casanova’nın kuramı çerçevesinde inceleyerek, yazarın merkez-çevre ilişkileri içinde geliştirdiği ve kabul gördüğü stratejilerine odaklanmaktadır.</jats:p>