Back to Search View Original Cite This Article

Abstract

<jats:p xml:lang="tr">Sultan II. Mahmud dönemi Osmanlı modernleşmesi, geleneksel tarih yazımının aksine, seküler bir kopuştan ziyade dini meşruiyetin devlet eliyle yeniden üretildiği senkretik bir süreçtir. Yeniçeri Ocağı’nın ve Bektâşîliğin 1826’da lağvedilmesiyle ortaya çıkan sosyo-politik otorite boşluğu, devletin ideolojik aygıtı olarak konumlanan Nakşibendî-Müceddidî ağlarının tahkim edilmesiyle doldurulmuştur. İstanbul’daki Özbek tekkelerine yönelik yoğun mimari himaye, maaş tahsisleri ve iaşe politikaları, bu stratejik ittifakın mekânsal ve kurumsal düzlemdeki en somut tezahürüdür. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nden elde edilen keşif defterleri ve hatt-ı hümayunlar ışığında incelenen Üsküdar ve Unkapanı tekkeleri örneklemi, devletin bu kurumlara yönelik ilgisinin sıradan bir hayırseverlikten öte, devlet inşa stratejisinin hesaplı bir unsuru olduğunu ortaya koymaktadır. Şeriat merkezli bir Sufi ideolojisinin mekânsal temsili olan bu tekkeler, iç politikada sosyal disiplin ve meşruiyet aracı, dış politikada ise Türkistan ile kurulan diplomatik yumuşak güç kanalı olarak işlev görmüştür. Dolayısıyla II. Mahmud dönemi mimari patronajı, Tanzimat’a giden süreçte devlet ile toplum arasındaki güveni onaran ve moderniteyi Sünni ortodoksi üzerinden meşrulaştıran kurucu bir dinamik olarak değerlendirilmelidir.</jats:p>

Show More

Keywords

devlet olarak mahmud dönemi osmanlı

Related Articles

PORE

About

Connect