Abstract
<jats:p xml:lang="tr">Sözlü kültür, tarihsel olarak toplumsal belleğin inşasında ve kültürel değerlerin kuşaktan kuşağa aktarılmasında merkezi bir iletişim biçimi olarak işlev görmüştür. Ancak dijital kültürün yaygınlaşmasıyla birlikte bu aktarım biçimi dönüşüme uğramış; kültürel figürlere ve öğretilere atfedilen anlamlar, dijital platformlarda yeniden üretilmeye başlamıştır. Bu çalışma, iletişim sosyolojisi perspektifinden hareketle, Hacı Bektaş Veli’ye atfedilen söylemlerin dijital platformlarda nasıl inşa edildiğini, hangi sosyal ve bilişsel çerçeveler içinde dolaşıma girdiğini ve bu süreçte kültürel mirasın nasıl yeniden anlamlandırıldığını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, sosyal inşacılık kuramı ile sosyo-bilişsel söylem yaklaşımını bir arada ele alarak, dijital iletişim ortamlarında anlamın ve otoritenin nasıl kurulduğunu tartışmaktadır.Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş; söylem analizi ve içerik analizi birlikte kullanılmıştır. Araştırma örneklemi, 2025 yılı içerisinde X (Twitter) ve Instagram platformlarında Hacı Bektaş Veli’ye atıfla paylaşılan görsel ve metinsel gönderiden oluşmaktadır. İncelenen paylaşımlada söylemlerin dilsel yapıları, tematik yönelimleri, bağlam kayıpları ve ideolojik çerçeveleri analiz edilmiştir. Bu süreçte, paylaşımların doğruluk düzeyinden ziyade, kullanıcılar tarafından nasıl kabul gördüğü ve hangi zihinsel modeller aracılığıyla anlamlandırıldığına odaklanılmıştır.Araştırma bulguları, dijital platformlarda Hacı Bektaş Veli’ye atfedilen birçok söylemin tarihsel ve metinsel bağlamından koparıldığını, söz konusu söylemlerin, tekrar, görselleştirme ve etkileşim yoluyla dijital kolektif bilinçte “doğru” ve “meşru” kabul edilen anlatılara dönüştüğü göstermektedir. İletişim sosyolojisi perspektifinden sosyal inşacılık yaklaşımıyla değerlendirildiğinde, bu durum kültürel mirasın dijital ortamda nesnel bir aktarım sürecinden ziyade, toplumsal etkileşimler aracılığıyla yeniden inşa edildiği gözler önüne sermiştir. Bulgular, dijital iletişimin kültürel figürler üzerinde dönüştürücü bir etkiye sahip olduğunu; kolektif hafıza, otorite ve anlam üretiminin giderek iletişimsel pratikler üzerinden şekillendiğini ortaya koymaktadır</jats:p>