Abstract
<jats:p>Yaşlılık, fizyolojik, psikososyal ve fonksiyonel değişimlerin bir arada görüldüğü çok boyutlu bir yaşam evresi olup, kronik hastalık yükünün belirgin şekilde arttığı bir dönemdir. Bu bağlamda kronik böbrek hastalığı (KBH), yaşlı popülasyonda prevalansı giderek artan önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkmaktadır. Yaşlanmaya bağlı renal fonksiyon kaybı, multimorbidite, kırılganlık ve fonksiyonel gerileme ile birleşerek hastalığın klinik seyrini daha karmaşık hale getirmektedir. Son dönem böbrek hastalığında uygulanan diyaliz tedavisi, yaşamın sürdürülmesi açısından temel bir yaklaşım olmakla birlikte, yaşlı bireylerde yalnızca biyokimyasal parametrelerin düzeltilmesine odaklanan bir süreç olarak değerlendirilmemelidir. Bu bölümde, yaşlı bireylerde KBH’nin klinik özellikleri, diyaliz karar süreci ve tedavi seçenekleri bütüncül bir perspektifle ele alınmıştır. Diyaliz başlama zamanlamasının yalnızca glomerüler filtrasyon hızına dayandırılmaması gerektiği, klinik semptomlar, fonksiyonel durum ve hasta tercihleri doğrultusunda bireyselleştirilmiş kararların önem taşıdığı vurgulanmıştır. Ayrıca hemodiyaliz, periton diyalizi ve konservatif tedavi yaklaşımları; yaşam kalitesi, semptom yükü ve etik boyutlar çerçevesinde değerlendirilmiştir. Yaşlı diyaliz hastalarında hemşirelik bakımı; klinik izlem, semptom yönetimi, komplikasyonların önlenmesi, eğitim ve psikososyal destek süreçlerini kapsayan temel bir bileşen olarak öne çıkmaktadır. İntradiyalitik hipotansiyon, enfeksiyon, düşme riski ve polifarmasi gibi durumların yönetiminde hemşirelik girişimlerinin kritik rolü bulunmaktadır. Bunun yanı sıra yaşam kalitesini artırmaya yönelik fiziksel aktivite, öz-yönetim becerileri ve sosyal destek temelli yaklaşımlar önem kazanmaktadır. Yaşlı diyaliz hastalarının yönetimi, multidisipliner, hasta merkezli ve bireyselleştirilmiş bir bakım modeli gerektirmekte olup, hemşirelik bakımı bu sürecin sürdürülebilirliği açısından kilit rol oynamaktadır.</jats:p>