Abstract
<jats:p>Bu çalışma, Türkiye'de ölüm ritüellerini gastronomik coğrafya perspektifinden inceleyerek yas sofralarının bölgesel çeşitliliğini, kültürel anlamlarını ve toplumsal işlevlerini ele almaktadır. Ölüm evrensel bir olgu olmakla birlikte, her toplum kendine özgü yas pratikleri ve yemek ritüelleri geliştirmiştir. Türkiye'nin zengin kültürel mozaiği, coğrafi çeşitliliği ve tarihsel birikimleri, yas sofraları üzerinde belirgin farklılaşmalara yol açmıştır. Çalışma, Orta Asya Türk toplumlarından günümüze uzanan tarihsel süreci izleyerek, ölü yemeği geleneğinin İslamiyet'le birlikte nasıl dönüştüğünü ve Anadolu'da helva kavurma pratiğinin merkezi önemine dikkat çekmektedir. Helva, Türk yas sofrasının vazgeçilmez unsurudur; kavurma esnasında çıkan kokunun ölünün ruhuna ulaştığına inanılır ve kadınların birlikte helva kavurması toplumsal dayanışmanın somutlaşmasını sağlar. Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinde yas sofraları farklı karakteristikler sergiler. Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da et ağırlıklı cenaze yemekleri, Tunceli'de "ağzını açma töreni", Urfa'da helva-tuz dağıtımıyla barışma geleneği öne çıkar. Akdeniz ve Ege'de zeytinyağlı yemekler, Adana'da "Kazma-kürek" yemeği adı altında cenaze evinde yemek dağıtılmaktadır. İç Anadolu'da hamur işleri ve katmer ikramı, Karadeniz'de et yemekleri tercih edilmektedir. Marmara Bölgesi, özellikle İstanbul merkezli çok kültürlü yapısıyla dikkat çeker; Müslüman, Rum Ortodoks, Ermeni ve Yahudi topluluklarının farklı yas sofrası gelenekleri bu bölgede iç içe geçmiştir. Yas sofraları, acının paylaşılması, sosyal dayanışmanın güçlendirilmesi, ölünün ruhuna dua edilmesi ve toplumsal belleğin yeniden inşası gibi çok katmanlı işlevler üstlenmektedir. Modern dönemde kentleşme, göç ve küreselleşmeyle birlikte bu gelenekler dönüşüme uğramakta, ancak kültürel kimliğin önemli bir parçası olarak varlığını sürdürmektedir.</jats:p>