Abstract
<jats:p>Bu çalışma, turizm alanında uzun yıllardır baskın paradigma olarak kabul edilen sürdürülebilir turizm yaklaşımının kavramsal ve pratik sınırlılıklarını tartışarak, turistik tüketimin deneyimsel ve dönüştürücü boyutları üzerinden yenileyici (rejeneratif) turizm anlayışına geçişi incelemektedir. Literatürde sürdürülebilir turizmin çoğu zaman zararı azaltma ve dengeleme ekseninde ele alındığı, ancak günümüzün derinleşen çevresel, toplumsal ve kültürel krizleri karşısında yeterince dönüştürücü bir etki yaratamadığı yönündeki eleştiriler giderek artmaktadır. Bu bağlamda çalışma, turistik tüketimin maddi ürün ve hizmet odaklı yapıdan uzaklaşarak anlam, deneyim ve kişisel dönüşüm arayışı doğrultusunda yeniden şekillendiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada kavramsal bir yaklaşım benimsenmiş; deneyim ekonomisi ve dönüşüm ekonomisi çerçevesinde turistik tüketimin dönüşen doğası ele alınmıştır. Transformasyonel turizm kuramları aracılığıyla seyahat deneyimlerinin bireylerin değerleri, davranışları ve yaşam pratikleri üzerindeki kalıcı etkileri tartışılmış; bireyin turistik deneyimde aktif bir özne olarak konumlanması, değer ortak yaratımı ve katılımcı turist kavramları üzerinden değerlendirilmiştir. Bu çerçevede turizm deneyiminin yalnızca geçici bir tüketim faaliyeti değil, bireysel farkındalık, öğrenme ve dönüşüm üretebilen bir süreç olduğu vurgulanmaktadır. Çalışmanın son bölümünde yenileyici turizm yaklaşımı, ekolojik restorasyon, kültürel ve toplumsal canlanma ile sosyal adalet boyutları üzerinden ele alınarak sürdürülebilir turizmin ötesinde, net pozitif etki yaratmayı hedefleyen bütüncül bir model olarak tartışılmaktadır. Sonuç olarak çalışma, turizmin birey, toplum ve çevre için dönüştürücü bir araç olabileceğini savunmakta ve sürdürülebilirlikten yenileyiciliğe uzanan kavramsal geçişin, turizmin geleceğine ilişkin önemli teorik çıkarımlar sunduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca çalışma, turizm politikaları, destinasyon yönetimi ve deneyim tasarımı açısından yenileyici yaklaşımın benimsenmesinin, uzun vadeli dayanıklılık ve etik turizm uygulamaları açısından kritik önem taşıdığını vurgulamaktadır ve gelecekteki akademik araştırmalar için yön gösterici taşımaktadır.</jats:p>