Abstract
<jats:p>Primer hiperparatiroidizm (PHPT), paratiroid hormonunun (PTH) otonom ve aşırı salınımı ile karakterize, klinik spektrumu asemptomatik formlardan ağır organ hasarlarına kadar uzanan sistemik bir endokrinopatidir. Günümüzde rutin biyokimyasal taramaların yaygınlaşmasıyla birlikte hastaların büyük çoğunluğu klasik semptomlar gelişmeden yakalanmaktadır. Ancak bu sessiz klinik tablo, PTH reseptörlerinin yaygın doku ekspresyonu nedeniyle vücut üzerinde sinsi bir metabolik yük ve düşük dereceli kronik inflamasyon oluşturmaya devam etmektedir. Tanı aşamasında biyokimyasal bulguların titizlikle değerlendirilmesi ve sekonder nedenlerin dışlanması esastır. Preoperatif lokalizasyon çalışmaları, cerrahi stratejiyi belirleyen anatomik yol haritasını sunarken; intraoperatif PTH monitörizasyonu kür başarısını teyit eden kritik bir navigasyon aracıdır. Başarılı bir cerrahi müdahale sadece kalsiyum normalliğini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda kemik mineral yoğunluğunda anlamlı artış, renal taş riskinde azalma ve kardiyometabolik profilin iyileşmesi gibi bütüncül kazanımlar sunar. Bu bölümün amacı, PHPT’nin moleküler patogenezinden cerrahi yönetimine ve postoperatif rehabilitasyonuna kadar uzanan süreci, güncel literatür ışığında ve multidisipliner bir perspektifle ele almaktır.</jats:p>