Abstract
<jats:p>Güzel sanatlar alanında yüzey ve ışık, sanatsal üretimin yalnızca biçimsel unsurları değil; algıyı yönlendiren, görsel deneyimi dönüştüren ve anlamın oluşumunda belirleyici rol oynayan temel bileşenlerdir. Yüzey, sanat yapıtının izleyiciyle kurduğu ilk temas noktası olarak, ışıkla kurduğu ilişki üzerinden görünürlüğün sınırlarını yeniden tanımlar. Bu bağlamda ışık, biçimi sabitleyen bir unsur olmaktan ziyade, yüzey üzerinde hareket eden, değişken ve dönüştürücü bir etki alanı olarak ortaya çıkar. Bu çalışma, güzel sanatlar bağlamında yüzey ve ışık ilişkisini, temsilden bağımsız bir algı düzlemi olarak ele almayı amaçlamaktadır. Sanatsal üretimde yüzeyin dokusal, matlık-parlaklık, geçirgenlik ve derinlik gibi özelliklerinin, ışıkla etkileşim içinde nasıl farklı algısal deneyimler ürettiği tartışılmaktadır. Bu etkileşim, yapıtın anlamını tekil ve sabit bir okuma alanına hapsetmek yerine, izleyicinin konumuna, bakış açısına ve mekânsal koşullara bağlı olarak değişen bir görsel deneyim sunar. Çalışma, yüzey ve ışığın birlikte oluşturduğu bu değişken alanı, güzel sanatların temel ilkeleri çerçevesinde değerlendirmekte; sanatsal üretimi yalnızca görünen biçim üzerinden değil, görünürlüğün eşiğinde oluşan algısal katmanlar üzerinden okumayı önermektedir. Bu yaklaşım, yüzey ve ışık ilişkisinin sanatsal düşünce ve görsel deneyim üzerindeki dönüştürücü potansiyeline dikkat çekmeyi amaçlamaktadır.</jats:p>