Abstract
<jats:p>Örgütsel vatandaşlık davranışları, modern örgütlerde uzun yıllar boyunca gönüllü, özgeci ve örgütsel etkililiği artıran katkılar olarak ele alınmıştır. Ancak son dönemde artan ampirik bulgular, bu davranışların her koşulda sürdürülebilir olmadığını ve belirli bağlamlarda çalışanlar için ciddi psikososyal maliyetler doğurabildiğini göstermektedir. Bu kitap bölümü, örgütsel vatandaşlık davranışlarının süreklilik kazanması ve normatif bir beklentiye dönüşmesi sonucunda ortaya çıkan vatandaşlık yorgunluğu kavramını, modern örgütlerin yapısal ve psikososyal dinamikleri çerçevesinde ele almaktadır. Bölümde öncelikle vatandaşlık yorgunluğu kavramsal olarak tanımlanmakta ve bu olgunun klasik tükenmişlik yaklaşımlarından hangi yönleriyle ayrıştığı tartışılmaktadır. Ardından, vatandaşlık yorgunluğunun kaynakların korunması kuramı, sosyal mübadele kuramı, rol teorisi ve ahlaki rasyonelleştirme yaklaşımlarıyla nasıl açıklanabileceği bütüncül bir biçimde ele alınmaktadır. Bu kuramsal çerçeve doğrultusunda, vatandaşlık yorgunluğunun bireysel (psikolojik yıpranma, geri çekilme), örgütsel (sessizlik, bilgi saklama, performansın sürdürülebilirliğinde zayıflama) ve etik (ahlaki rasyonelleştirme, normatif sınırların bulanıklaşması) düzeylerde ortaya çıkan sonuçları ayrıntılı biçimde tartışılmaktadır. Bölüm ayrıca, vatandaşlık yorgunluğunu ölçmeye yönelik geçerlik ve güvenirlik çalışmalarının, bu kavramın ampirik olarak izlenebilir ve karşılaştırılabilir bir araştırma alanına dönüşmesine sağladığı katkıya dikkat çekmektedir. Bu yönüyle kitap bölümü, vatandaşlık yorgunluğunu yalnızca bireysel bir tükenmişlik deneyimi olarak değil, örgütsel ve etik sürdürülebilirlik açısından kritik bir olgu olarak ele almakta ve gelecekteki araştırmalar için kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır.</jats:p>