Back to Search View Original Cite This Article

Abstract

<jats:p>Bu çalışma, örgütlerde giderek yaygınlaşan hız odaklı çalışma kültürünün ortaya çıkardığı acelecilik sendromunu kavramsal bir çerçeve içinde incelemeyi amaçlamaktadır. Küresel rekabetin yoğunlaşması, dijitalleşmenin iş süreçlerini hızlandırması ve performansın zaman temelli göstergeler üzerinden değerlendirilmesi, birçok örgütte sürekli bir zaman baskısı ve aciliyet algısının kurumsallaşmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda acelecilik sendromu, iş yükünün niceliğinden ziyade işlerin sürekli “acil” olarak tanımlandığı, planlama ve değerlendirme süreçlerine ayrılan zamanın daraldığı ve performansın ağırlıklı olarak hız göstergeleri üzerinden ölçüldüğü bir örgütsel işleyiş biçimini ifade etmektedir. Çalışmada, sosyal jet-lag, tükenmişlik, işkoliklik ve yönetsel patolojiler gibi literatürde yer alan ilişkili kavramlardan yararlanılarak acelecilik sendromunun kuramsal temelleri tartışılmıştır. Ayrıca sağlık, hizmet ve bankacılık gibi zaman baskısının yoğun olduğu sektörlerde sendromun ortaya çıkış dinamikleri incelenmiştir. Literatür bulguları, kronik zaman baskısının çalışanların psikolojik iyi oluşunu, dikkat ve performans düzeyini olumsuz etkileyebildiğini, örgütsel düzeyde ise kalite, güvenlik ve yenilik kapasitesini zayıflatabileceğini göstermektedir. Bu nedenle acelecilik sendromunun yönetimi bireysel zaman yönetimi becerilerinden çok performans sistemleri, liderlik anlayışı, iş tasarımı ve insan kaynakları politikaları gibi yapısal unsurların yeniden değerlendirilmesini gerektirmektedir. Nihayetinde çalışma, örgütlerde hız ve çeviklik gereksiniminin çalışan sağlığı ve sürdürülebilir performans ile dengelenmesi gerektiğini vurgulayan bütüncül bir analitik çerçeve sunmaktadır.</jats:p>

Show More

Keywords

zaman acelecilik çalışma hız gibi

Related Articles

PORE

About

Connect