Back to Search View Original Cite This Article

Abstract

<jats:p>Bu çalışma, Türkiye’de 1945–1950 yılları arasında çok partili hayata geçiş sürecini demokratikleşmenin normatif bir ilerleme anlatısı olarak değil, siyasal iktidarın meşruiyet krizine verdiği hegemonik bir yanıt olarak ele almaktadır. Gramsciyen kuramsal çerçeve doğrultusunda demokratikleşme, yalnızca kurumsal reformlar ve seçim mekanizmalarının işlerliği üzerinden değil, rızanın yeniden örgütlenmesi ve siyasal alanın sınırlarının söylemsel biçimde yeniden kurulması üzerinden analiz edilmektedir. Bu bağlamda çalışma, demokratikleşmenin “demokratik olgunluk”, “sorumlu muhalefet”, “düzen ve istikrar” gibi kavramlar aracılığıyla meşrulaştırıldığını; muhalefetin sistem içerisine entegre edilirken aynı zamanda disipline edildiğini ortaya koymaktadır. Cumhuriyet’te üretilen söylem, demokratikleşmenin yalnızca toplumsal taleplere yanıt veren bir açılım olmadığını, aynı zamanda iktidar ilişkilerinin sürekliliğini sağlayan bir hegemonya stratejisi olarak işlediğini göstermektedir. Çalışma, çok partili hayata geçişi Gramsci’nin “pasif devrim” kavramı çerçevesinde değerlendirerek, Türkiye’de demokratikleşmenin sınırlarını ve sürekliliklerini açıklamaya katkı sunmaktadır.</jats:p>

Show More

Keywords

demokratikleşmenin olarak çalışma türkiyede çok

Related Articles