Back to Search View Original Cite This Article

Abstract

<jats:p>Bu çalışma demokrasinin önemli aktörlerinden biri olan seçim sistemlerinin kavramsal yapısını ve Türkiye'deki tarihsel serüvenini ele almaktadır. Çalışmanın temel amacını seçim sistemlerinin doğasında yer alan ve kanun yapıcıları denge arayışına ileten "temsilde adalet" ile "yönetimde istikrar" ilkeleri arasındaki yapısal ilişki yer almaktadır. Çalışmanın içeriğinde çoğunluk, nispi temsil ve karma seçim sistemlerinin teorik altyapıları açıklanmaktadır. Ayrıca seçim çevrelerinin büyüklüğü, seçim barajları ve oy pusulası gibi teknik unsurların anayasal mühendislik araçları olarak siyasete etkileri değerlendirilmektedir. Tarihsel olarak Osmanlı’da ki ilk Muhassıllık ve Meşrutiyet deneyimlerinden başlayarak tek partili süreç, 1946 senesinde çok partili yaşama geçiş ve sonrasında uygulanan liste usulü çoğunluk sistemi incelenmektedir. Ardından, 1961 Anayasası ile benimsenen nispi temsil usulleri ve 1982 Anayasası sonrasında yürürlüğe giren yüksek barajlı d'Hondt sisteminin oluşturduğu temsil-istikrar sonuçları kronolojik olarak tartışılmaktadır. Ayrıca, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişle birlikte yasallaşan seçim ittifakları ve 2022 senesindeki revizeyle %7'ye indirilen ülke barajı gibi güncel gelişmelerin sisteme etkileri incelenmektedir. Sonuç olarak çalışmada, yeni anayasal düzende yürütme erkinin doğrudan halk tarafından seçilerek istikrarın sağlanmış olması sebebiyle yasama seçimlerindeki yüksek barajların azaltılması gerektiği belirtilmekte, TBMM’de toplumsal çeşitliliği ve temsilde adaleti sağlayacak çoğulcu seçim sistemi reformuna ihtiyaç duyulduğu vurgulanmaktadır.</jats:p>

Show More

Keywords

seçim olarak sistemlerinin tarihsel almaktadır

Related Articles