Abstract
<jats:p>Bu çalışma, erken Cumhuriyet döneminde ulus inşa sürecini “tanıma” ve “dönüştürme” gerilimi üzerinden değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, Türk Ocakları, Millet Mektepleri, Halkevleri ve Köy Enstitüleri örnekleri üzerinden, uluslaşmanın yalnızca ideolojik bir kimlik üretimi olmadığını; aynı zamanda devletin kendi toplumunu tanımlama, sınıflandırma ve yeniden biçimlendirme girişimi olarak işlediğini ileri sürmektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nun çözülme sürecinde şekillenen Türkçü düşünce, Cumhuriyet döneminde kurumsal ve sistemli bir nitelik kazanmış; ulusal kimlik tasavvuru eğitim ve kültür politikaları aracılığıyla toplumsal düzleme taşınmıştır. Türk Ocakları ulusal kimliğin kültürel çerçevesini formüle ederken, Millet Mektepleri dilsel standardizasyon yoluyla bu çerçeveyi kitlesel düzeyde yaygınlaştırmıştır. Halkevleri, halk kültürünü kayda geçiren ve normatif ölçütler çerçevesinde yeniden düzenleyen bir tanıma mekanizması olarak işlev görmüş; Köy Enstitüleri ise bu müdahaleyi üretim temelli eğitim anlayışıyla köy yaşamının gündelik ve maddi alanına taşımıştır. Böylece ulus inşası, ideolojik söylemden kültürel pratiklere ve toplumsal yaşamın örgütlenmesine uzanan çok katmanlı bir süreç olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışma, Osmanlı’nın son döneminde ve erken Cumhuriyet döneminde uygulanan bu politikaları devlet ile toplum arasındaki kurumsallaşmış karşılaşmalar silsilesi olarak okuyarak, uluslaşmanın bilgi üretimi ve toplumsal düzenleme boyutlarına dikkat çekmektedir. Böylece, eğitim ve kültür kurumlarının yalnızca kimlik inşasının araçları değil; aynı zamanda devletin kendi toplumunu tanıdığı ve yeniden düzenlediği mekanizmalar olarak işlediğini göstererek milliyetçilik tartışmalarına katkı sunmayı amaçlamaktadır.</jats:p>