Abstract
<jats:p>Bu çalışma, siyasal iletişimi kuramsal ve uygulamalı boyutlarıyla ele alarak dijitalleşme sürecinde yaşanan yapısal dönüşümü incelemeyi amaçlamaktadır. Siyasal iletişim, siyasal aktörler, medya ve kamuoyu arasında gerçekleşen karşılıklı ve çok yönlü bir etkileşim süreci olarak tanımlanmakta ve demokratik sistemlerin işleyişinde belirleyici bir işlev üstlenmektedir. Çalışmada öncelikle siyasal iletişimin kavramsal ve kuramsal çerçevesi ortaya konulmuştur. Siyasal aktörler, kamuoyu, siyasal söylem, mesaj üretimi, algı yönetimi ve siyasal imaj gibi temel bileşenler akademik literatür ışığında açıklanmıştır. Devamında propaganda, ikna, iki aşamalı akış, gündem belirleme ve modern siyasal iletişim modelleri ele alınarak alanın başlıca kuramsal yaklaşımları sistematik biçimde tartışılmıştır. Dijitalleşme süreci, siyasal iletişimin araçlarını, aktörlerini ve işleyiş mantığını önemli ölçüde dönüştürmüştür. Özellikle sosyal medya platformları, siyasal aktörlere seçmenlerle doğrudan, hızlı ve etkileşimli iletişim kurma imkânı sağlamıştır. Geleneksel medyanın tek yönlü ve merkezî yapısını görece zayıflatmıştır. Bu dönüşüm, siyasal mesajların hedef kitlelere göre uyarlanmasını, kısa sürede geniş kitlelere ulaşmasını ve kamuoyunun anlık geri bildirimlerle siyasal sürece dâhil olmasını mümkün kılmaktadır. Bununla birlikte dijital siyasal iletişim, dezenformasyon, bilgi kirliliği, manipülasyon, kutuplaşma ve etik sorunlar gibi yeni risk alanlarını da beraberinde getirmiştir. Türkiye örneği bağlamında yapılan değerlendirmede, siyasal iletişim pratiklerinde geleneksel medya ile dijital mecraların birlikte kullanıldığı çok kanallı bir yapının öne çıktığı görülmektedir. Sonuç olarak çalışma, siyasal iletişimin dijital çağda yalnızca teknik bir iletişim faaliyeti olmadığını, kamuoyu oluşumunu, siyasal katılımı ve demokratik süreçleri doğrudan etkileyen stratejik bir alan niteliği taşıdığını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda çalışma, siyasal iletişim literatürüne kuramsal bir katkı sunmayı ve ileride yapılacak ampirik araştırmalar için kavramsal bir zemin oluşturmayı hedeflemektedir ve tartışmaları teşvik etmektedir.</jats:p>