Abstract
<jats:p>Uluslararası güvenlik çalışmaları, Soğuk Savaş sonrası dönemde devlet-merkezli ve askerî tehdit odaklı yaklaşımların sınırlarını aşarak çok boyutlu bir analitik çerçeveye evrilmiştir. Bu yeni bağlamda kimlik, ekonomi, çevre, göç ve toplumsal istikrar gibi unsurların güvenlik analizine dâhil edilmesi, kavramın kapsamını genişletmiş ve kuramsal yaklaşımların yeniden yapılandırılmasını beraberinde getirmiştir. Söz konusu dönüşüm içerisinde Barry Buzan ve Ole Waever tarafından geliştirilen Bölgesel Güvenlik Kompleksleri Teorisi (BGKT), güvenliğin öncelikle bölgesel düzeyde yapılandığını ileri sürerek literatüre özgün bir katkı sunmaktadır. BGKT, güvenlik etkileşimlerinin coğrafi yakınlık temelinde kümelenme eğilimi gösterdiğini, tehdit algılarının en yoğun biçimde komşu aktörler arasında üretildiğini ve karşılıklı bağımlılık ilişkilerinin bölgesel örüntüler oluşturduğunu savunur. Teori, güvenliği askerî, siyasal, ekonomik, toplumsal ve çevresel sektörler üzerinden kavramsallaştırarak genişletilmiş güvenlik anlayışıyla uyumlu bir analiz zemini sağlar. Kuramsal düzeyde BGKT, neo-realist yaklaşımın güç dağılımı, yapısal kısıtlar ve rekabet vurgusunu, inşacı yaklaşımın kimlik, algı, söylem ve güvenlikleştirme süreçlerine ilişkin içgörüleriyle eklektik bir sentez içerisinde bütünleştirir. Böylelikle güvenlik dinamikleri, hem materyal güç unsurları ve yapısal zorunluluklar hem de tehdit algılarının inşası ve meşruiyet üretim süreçleri birlikte dikkate alınarak kapsamlı bir analize tabi tutulabilmektedir. Bu kitap içi bölüm çalışması, Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle belirginleşen yapısal dönüşümlerin güvenlik olgusunun yalnızca küresel sistem düzeyinde değil, bölgesel etkileşim örüntüleri çerçevesinde de değerlendirilmesini zorunlu kıldığı varsayımından hareket etmektedir. Çalışmada, gelenekçi ve genişletici güvenlik yaklaşımları arasındaki kuramsal tartışmalar incelenerek devlet-merkezli paradigmalardan çok sektörlü güvenlik kavrayışına geçiş analiz edilmektedir. Bölgesel kutupluluk, büyük güç nüfuzu ve güvenlikleştirme süreçleri gibi değişkenler üzerinden yürütülen değerlendirme, bölgesel düzeyin artan analitik önemini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, çalışma BGKT’nin çağdaş güvenlik dinamiklerini anlamada güçlü, esnek ve bütünleştirici bir kuramsal çerçeve sunduğunu öne sürmektedir.</jats:p>