Back to Search View Original Cite This Article

Abstract

<jats:p>Teknolojik ilerlemeler, işyerindeki duygusal deneyimi daha da karmaşık hâle getirmiştir. Özellikle COVID-19 pandemisiyle şekillenen uzaktan çalışma ortamı, çalışanlardan sürekli uyum sağlama ve duygusal dayanıklılık gerektirmektedir. Çalışanların sürekli profesyonel görünmeleri, hızlı yanıt vermeleri ve pozitiflik sergilemeleri beklenirken; yüz yüze etkileşime özgü bedensel ipuçları ve geri bildirimler olmaksızın, sanal ortamlarda empati, ilgi ve coşku sunmaları gerekmektedir. Bu bedensellikten yoksunluk, duygusal emeğin yerine getirilmesini zorlaştırmakta, işyerindeki duygusal süreçlere daha karmaşık bir boyut kazandırmaktadır. Dijital görünürlük ve sürekli katılım beklentisi, çalışanların sanal ortamlarda daha sık yüzeysel rol yapma stratejilerine başvurmalarına yol açarken; bazı durumlarda, ilişkilerin sürdürülebilmesi ve profesyonel kimliğin korunması amacıyla derinlemesine rol yapma da zorunlu hâle gelebilmektedir. Bu çalışma, duygusal emeğin dijitalleşen çalışma yaşamında geçirdiği dönüşümü ele alarak “Duygusal Emek 2.0” kavramını kavramsal bir çerçeve olarak önermekte; bu kavramın literatüre sunduğu katkıyı tartışmakta ve dijital bağlamda duygusal emeğin nasıl yeniden ele alınması gerektiğine ilişkin kuramsal ve yönetsel çıkarımlar sunmayı amaçlamaktadır.</jats:p>

Show More

Keywords

duygusal daha çalışma sürekli emeğin

Related Articles