Back to Search View Original Cite This Article

Abstract

<jats:p>Dijital dönüşüm, çalışma yaşamını yalnızca üretim süreçleri, iş akışları ve örgütsel yapılar bakımından değil, aynı zamanda çalışanların duygusal deneyimleri, etkileşim biçimleri ve psikolojik iyi oluşları açısından da derinden etkilemektedir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızla gelişmesi, uzaktan ve hibrit çalışma modellerinin yaygınlaşması, algoritmik yönetim sistemlerinin giderek daha fazla kullanılması ve sürekli bağlantılılık kültürünün iş yaşamının bir parçası hâline gelmesi, işyerindeki duygusal süreçlerin doğasını önemli ölçüde değiştirmiştir. Günümüzde çalışanlar, yalnızca insanlarla değil, aynı zamanda dijital platformlar, veri temelli performans sistemleri ve yapay zekâ destekli teknolojilerle de sürekli etkileşim içinde çalışmaktadır. Bu durum, çalışma deneyiminin duygusal boyutunu daha karmaşık bir hâle getirmektedir. Örgüt ve yönetim literatüründe duyguların iş yaşamındaki rolüne yönelik ilgi son yıllarda giderek artmaktadır. Duygusal emek, teknostres, çalışan refahı, psikolojik güven, dijital yorgunluk ve duygusal dayanıklılık gibi kavramlar, çağdaş çalışma yaşamını anlamada önemli analitik araçlar hâline gelmiştir. Özellikle dijitalleşme süreci, çalışanların iş ile kurduğu ilişkiyi yeniden şekillendirirken, işin zaman ve mekân sınırlarının esnemesi, iletişimin büyük ölçüde ekran aracılığıyla gerçekleşmesi ve performansın veri temelli sistemlerle izlenmesi gibi gelişmeler, işyerindeki duygusal deneyimi hem görünür hem de daha kaotik hâle getirmiştir. Bu nedenle, dijital çağda işyerinde duygular, yalnızca bireysel psikolojiyle açıklanabilecek bir konu değil teknoloji, örgütsel yapı ve çalışma ilişkileri arasındaki etkileşim içinde şekillenen çok boyutlu bir araştırma alanı olarak ele alınmalıdır. Bu kitap, dijital çağda işyerinde duyguların nasıl oluştuğunu, nasıl deneyimlendiğini ve nasıl yönetildiğini incelemeyi amaçlamaktadır. Kitapta yer alan çalışmalar, dijitalleşmenin çalışanların duygusal deneyimleri üzerindeki etkilerini farklı kuramsal yaklaşımlar üzerinden ele alarak dijital çalışma yaşamının insan boyutunu görünür kılmayı hedeflemektedir. Bu çerçevede kitap dijital okuryazarlık, kuşaklar arası duygusal dinamikler, dijital çalışma ortamlarında duygusal emek, teknostres, teknolojiye yönelik duygusal direnç, çalışan refahı ve duygusal sürdürülebilirlik gibi birbirini tamamlayan temalar etrafında yapılandırılmıştır. Böylece, dijitalleşmenin yalnızca teknik bir dönüşüm olmadığını, aynı zamanda çalışma yaşamının duygusal yapısını yeniden şekillendiren kapsamlı bir toplumsal ve örgütsel değişim süreci olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır. Kitapta ilk olarak dijital okuryazarlık ve çok kuşaklı iş gücü gibi dijital çalışma yaşamının yapısal özellikleri ele alınmaktadır. Ardından dijital çalışma ortamlarında ortaya çıkan duygusal emek, teknostres ve teknolojiye direnç gibi önemli duygusal süreçler incelenmektedir. Sonraki bölümlerde dijital teknolojilerin çalışan refahı üzerindeki etkileri tartışılmakta ve daha dengeli, sürdürülebilir ve insan merkezli dijital çalışma ortamlarının nasıl oluşturulabileceğine ilişkin öneriler sunulmaktadır. Ayrıca kitabın son bölümünde dijital teknolojilerin duyguların yönetimi üzerindeki etkileri daha geniş bir perspektiften ele alınarak yapay zekâ destekli duygusal yönetişim tartışmalarına da değinilmektedir. Bu yönüyle kitap, dijitalleşen çalışma yaşamının duygusal boyutunu anlamaya yönelik literatüre önemli katkılar sunmaktadır. Kitap bir yandan dijital çağda işyerinde duyguların kavramsal çerçevesini ortaya koyarken diğer yandan dijitalleşmenin çalışanların duygusal deneyimleri üzerindeki etkilerini örgütsel davranış, çalışma sosyolojisi ve dijital emek literatürleri arasında köprü kurarak analiz etmektedir. Bunun yanında çalışma, dijital dönüşüm süreçlerinde çalışan refahını ve duygusal sürdürülebilirliği merkeze alan daha insan odaklı yönetim yaklaşımlarına yönelik kuramsal ve yönetsel çıkarımlar da sunmaktadır. Sonuç olarak “Dijital Çağda İşyerinde Duygular: Teknoloji, Emek ve Duygusal Dinamikler” başlıklı bu kitap, dijital dönüşümün çalışma yaşamının duygusal boyutu üzerindeki etkilerini kapsamlı biçimde ele alarak hem akademik literatüre hem de uygulama alanına katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Yönetim ve organizasyon, örgütsel davranış, insan kaynakları yönetimi, çalışma sosyolojisi ve dijital dönüşüm alanlarında çalışan araştırmacılar için teorik bir referans noktası sunarken aynı zamanda dijital dönüşüm süreçlerini yöneten uygulayıcılar için de analitik bir bakış açısı geliştirmektedir.</jats:p>

Show More

Keywords

dijital duygusal çalışma daha yaşamının

Related Articles