Abstract
<jats:p>Bu çalışma, örgütsel davranış literatüründe çoğu zaman birbirinin alternatifi ya da normatif karşıtı olarak konumlandırılan değer ve mutluluk odaklı yönetim ile performans odaklı yönetim yaklaşımlarını, ikilik (duality) ve paradoks perspektifi çerçevesinde yeniden kavramsallaştırmayı amaçlamaktadır. Çalışmanın hareket noktası, örgütsel olguların doğrusal nedensellik ilişkileri ve tek boyutlu açıklama modelleri aracılığıyla tam anlamıyla kavranamayacağı; aksine karşıt gibi görünen kavramlar arasındaki dinamik gerilimler, eşzamanlı varoluş biçimleri ve bağlamsal etkileşimler üzerinden anlam kazandığı yönündeki varsayımdır. Bu doğrultuda değer, mutluluk ve performans kavramları, birbirini dışlayan yönetim tercihleri olarak değil; örgütlerin ekonomik, sosyal, kültürel ve psikolojik boyutlarını eşzamanlı olarak yansıtan bütüncül bir örgütsel gerçekliğin birbirine bağımlı bileşenleri olarak ele alınmaktadır. Çalışma, öncelikle örgütsel paradokslar ve ikilik kuramı çerçevesinde değer–mutluluk ve performans ilişkisini kuramsal olarak temellendirmekte; ardından pozitif örgütsel davranış, yeni kamu işletmeciliği, sembolik–biçimsel ayrışma ve psikolojik sözleşme yaklaşımlarından yararlanarak bu ikiliğin örgütsel düzeydeki yansımalarını çok katmanlı bir analiz çerçevesinde tartışmaktadır. Bu kapsamda performans odaklı yönetimin ölçüm, hedefleme ve sayısallaştırma pratikleri ile değer ve mutluluk söylemlerinin örgütsel bağlamda nasıl iç içe geçtiği; hangi koşullar altında birbirini destekleyen sinerjik etkiler ürettiği ya da hangi durumlarda karşılıklı olarak aşındırıcı sonuçlara yol açtığı eleştirel bir perspektifle incelenmektedir. Türkiye bağlamına ilişkin değerlendirmeler ise özellikle kamu örgütleri ve üniversitelerde yaygınlaşan performans rejimlerinin, çalışanların öznel iyi oluşu, mesleki anlam üretimi ve kurumsal bağlılık deneyimleri üzerindeki gerilimli etkilerini görünür kılmayı amaçlamaktadır. Bu çerçevede çalışma, performans göstergeleri aracılığıyla kurulan ölçüm rejimleri ile değer ve mutluluk söylemleri arasında kurulan ilişkinin yalnızca teknik bir yönetim meselesi olmadığını; aynı zamanda örgütsel meşruiyet, etik sorumluluk ve çalışanların psikolojik sözleşme algılarıyla yakından ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Değer ve mutluluk söylemlerinin performans gerekçesiyle araçsallaştırılması, örgütsel söylem ile pratik arasındaki tutarsızlıkları görünür kılmakta; bu durum çalışanların güven algısını, adalet değerlendirmelerini ve örgütsel sinizm düzeylerini doğrudan etkileyebilmektedir. Buna karşılık, performans hedeflerinin değer temelli ve anlam odaklı bir çerçeve içinde yeniden yorumlanması, örgütlerin hem etkinlik hem de insani sürdürülebilirlik hedeflerini birlikte gözetebilmelerine imkân tanıyabilir. Sonuç olarak bu çalışma, değer ve mutluluk odaklı yönetim ile performans odaklı yönetimin basit bir tercih meselesi olmadığını; bu iki yaklaşım arasındaki gerilimin örgütsel yaşamın yapısal ve süreklilik arz eden bir özelliği olduğunu ortaya koymaktadır. Bölüm, söz konusu ikiliğin yönetilmesine yönelik reçeteci ve evrensel öneriler sunmaktan bilinçli olarak kaçınmakta; bunun yerine örgütsel davranış literatürüne eleştirel, bağlamsal ve çoğulcu bir kavramsal çerçeve kazandırmayı hedeflemektedir. Bu çerçeve, örgütlerdeki gerilimleri ortadan kaldırılması gereken sorunlar olarak değil, üretken biçimde yönetilebilecek yapısal dinamikler olarak ele almayı teşvik etmekte; böylece yönetim düşüncesinde tek boyutlu rasyonalite anlayışından çok boyutlu ve paradoks duyarlı bir muhakeme biçimine doğru teorik bir yönelim önermektedir.</jats:p>