Back to Search View Original Cite This Article

Abstract

<jats:p>Bu çalışma, insanlık tarihinin üretim ilişkileri ve teknolojik araçlarla yeniden şekillendiği köklü kırılma noktalarından hareketle, yapay zekâ (YZ) ve büyük veri ekseninde gelişen yeni toplumsal evreyi sosyal hizmet disiplini perspektifinden analiz etmektedir. Sosyal hizmet, geleneksel olarak yüz yüze etkileşime ve empatiye dayalı bir meslek olarak tanımlansa da, günümüzde dijitalleşme süreci mesleki müdahale biçimlerini ve eğitim modellerini radikal bir dönüşüme zorlamaktadır. Çalışmada, dijital yeterliliğin artık sadece teknik bir "araç kullanımı" meselesi değil, müracaatçıların haklarını savunmak ve veri mahremiyetini korumak adına mesleki etiğin ve yetkinliğin ayrılmaz bir parçası olduğu savunulmaktadır. Sosyal hizmet eğitimi bağlamında yapay zeka; sanal gerçeklik simülasyonları aracılığıyla öğrencilere mülakat tekniklerini geliştirme, risk analizi yapma ve etik karar verme süreçlerini deneyimleme noktasında "güvenli bir laboratuvar" alanı sunmaktadır. Ancak bu teknolojik entegrasyonun başarısı, dijital yeterlilik ve dijital okuryazarlık kavramlarının müfredatlara sistematik bir şekilde dahil edilmesine bağlıdır. Çalışma; sosyal hizmet öğrencilerinin sadece mevcut teknolojileri kullanabilen bireyler değil, aynı zamanda dijital dışlanma ve algoritmik önyargılarla mücadele edebilen proaktif uzmanlar olarak yetiştirilmesinin önemini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, sosyal hizmet eğitiminde yaşanacak paradigma değişimi; geleneksel pedagojik yaklaşımların "Bilgi Etiği", "Algoritmik Savunuculuk" ve "Yapay Zeka Okuryazarlığı" gibi yeni nesil kavramlarla desteklenmesini zorunlu kılan, mesleğin gelecekteki geçerliliği açısından kritik bir dönemeçtir.</jats:p>

Show More

Keywords

sosyal hizmet olarak dijital yapay

Related Articles

PORE

About

Connect