Back to Search View Original Cite This Article

Abstract

<jats:p>Bu makale, kadın sanatçıların beden ve doğa ile kurdukları ilişkiyi feminist sanat kuramı çerçevesinde incelemektedir. Modern sanat tarihinde sıklıkla marjinalleştirilmiş kadın sanatçılar, özellikle 1960’lardan itibaren ortaya çıkan feminist hareketle birlikte sanat alanında güçlü bir varlık göstermeye başlamıştır. Ana Mendieta, Rebecca Horn, Suzanne Lacy ve Cecilia Vicuña gibi sanatçılar üzerinden yürütülen bu çalışmada, kadın bedeninin doğa ile olan bağı; hafıza, ritüel, kimlik ve politik direnç bağlamında çözümlenmiştir. Kadın sanatçılar, doğayı hem bastırılmış deneyimlerin bir metaforu hem de ataerkil sistemlere karşı alternatif bir alan olarak yeniden tanımlar. Performans sanatı, bedenin geçici izleri ve doğanın döngüselliği üzerinden feminist sanatçılar tarafından estetik bir ifade ve toplumsal bir itiraz aracı olarak kullanılır. Bu bağlamda, doğa ve kadın bedeni arasındaki bağ; sezgisel, şiirsel ve politik yönleriyle sanatın alanını dönüştürür. Makale, ekofeminist bir perspektif geliştirerek, sanatın hem bireysel hem kolektif hafızayı nasıl şekillendirdiğini görünür kılmayı amaçlamaktadır.</jats:p>

Show More

Keywords

kadın sanatçılar doğa feminist sanat

Related Articles