Back to Search View Original Cite This Article

Abstract

<jats:p xml:lang="tr">Öz: Ârif el-Ârif (1892-1973), XX. yüzyılda Filistin tarih yazıcılığının en önemli isimlerinden biridir. Kudüs’ün köklü ailelerinden birine mensup olan Ârif, Filistin’de başladığı eğitim hayatına İstanbul’da devam etmiştir. Mekteb-i Sultânî’den mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi’nde Mekteb-i Mülkiye’de yükseköğrenimini tamamlamıştır. I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla orduya katılan Ârif, 1915 yılında Ruslara esir düşmüştür. Yaklaşık üç yıl süren esaret hayatının ardından, Rusya’da başlayan Bolşevik Devrimi’nin oluşturduğu şartları değerlendirerek arkadaşlarıyla birlikte kaçmayı başaran Ârif, 1918 yılında Filistin’e dönmüştür. Bu tarihten önce Kudüs’te çıkan el-Menhel’in yayın heyetinde yer alan, İstanbul’daki Peyâm Gazetesi’nde gece editörü olarak çalışan ve Sibirya’daki esaret yıllarında Nâkatullah adında bir duvar gazetesi çıkaran Ârif, Filistin’e döndüğünde ülkenin siyasal ve entelektüel hayatında etkili roller üstlenmiştir. Özellikle Emin el-Hüseynî ile birlikte 1919 yılında çıkardıkları Sûriye el-Cenûbiyye Gazetesi İngiliz ve Yahudi karşıtı bir yayın politikası takip ederek Filistin siyasetinde ses getirmiştir. Bu durum, İngiliz idarecilerin tepkisini çekmiş ve Ârif, Filistin’i terk etmek zorunda kalmıştır. Devamında hayatına Şam, Ürdün ve Filistin üçgeninde devam eden Ârif, çeşitli idari görevlerinin yanı sıra tarih alanında ciddi çalışmalar yaparak Filistin tarih yazımının kurumsal bir hafıza kazanmasında ciddi katkılar sunmuştur. Bu çalışmanın amacı, Ârif el-Ârif’in hayatı hakkında genel bir çerçeve ortaya koymaktır. Bu doğrultuda öncelikle onun siyasi ve edebi faaliyetleri ele alınarak ilmi kişiliğini şekillendiren şartlar incelenmiştir. Daha sonra eserleri ve hatıratının önemi değerlendirilmiş, son aşamada ise tarihçi kimliği ortaya konularak Filistin tarih yazıcılığı içerisindeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Nitel araştırma esasına dayanan bu çalışmada, temel veri kaynakları, Ârif el-Ârif’in eserlerinden elde edilmiştir. Bu veriler, doküman analizi tekniğiyle tetkik edilmiştir. Özellikle eserlerinin mukaddimeleri incelenerek müellifin yazma amacı, tarih anlayışı ve tarihçi kimliğine dair ifadeleri tespit edilmiştir. Bunun yanında Ârif el-Ârif hakkında yapılmış akademik çalışmalar taranmış, literatür incelemesi yoluyla elde edilen veriler değerlendirilmiş ve ulaşılan bulgular analiz edilmiştir. Bu bağlamda elde edilen veriler arasında Ârif’in, İstanbul’daki “el-Muntedâ el-Edebî” çevresiyle kurduğu ilişki dikkat çekmektedir. Arap milliyetçiliğini merkeze alan bu cemiyetin, Ârif’in fikri dönüşümünde önemli bir rol oynadığı görülmektedir. Bunun yanı sıra Krasnoyarsk’taki esaret yıllarında Şerif Hüseyin isyanının etkisiyle kamplarda şiddetlenen Türk-Arap gerilimleri onun zihinsel dünyasında kırılmalar meydana getirmiştir. Nitekim Ruvâî adlı eserinde anlattığı üzere esaret ve kaçış sürecinde Arap dünyasına dair sürekli hayaller kurmuştur. Filistin’e döndükten sonra Arap isyanlarının önde gelen isimlerinden Emir Faysal’ı desteklemiş ve bu desteğini basın yoluyla sürdürmüştür. İngiliz sömürge yönetiminin baskıları sebebiyle bir süre Şam ve Ürdün’de bulunan Ârif, daha sonra siyasete doğrudan müdahil olmamak şartıyla Filistin’e dönmüş ve çeşitli idari görevlerde bulunmuştur. 1926-1929 yılları arasında Ürdün devletinin kurucu kadroları içinde yer alması siyasi hayatının dikkat çekici safhalarından biridir. Bu dönemden sonra ilmi çalışmalarına ağırlık veren Ârif, 1933 yılında Kazâ beyne’l-Bedv adlı eserini kaleme almış, ardından Bi’rüsseb‘, Gazze, Kudüs ve Askalân gibi şehirlerin tarihine dair çalışmalar yayımlamıştır. Bunun yanında Filistin’in yakın dönemde maruz kaldığı işgallere ilişkin önemli metinler yazmıştır. Bulgular, Ârif’in yaşadığı zihinsel dönüşümün eserlerine yansıdığını göstermektedir. Filistin kimliğini inşa ederken Arap Müslümanlar ile Arap Hristiyanlar arasındaki ilişkilere dair anlatıları bilinçli biçimde kurgulaması, Osmanlı Devleti hakkında olumsuz rivayetlere yer vermesi ve Araplar dışındaki unsurları ötekileştirici bir söylemle sunması dikkat çekmektedir. Bu durum Ârif’in, tarihçinin milli, dini, mezhebi ve siyasi kimliklerden bağımsız olması gerektiği yönündeki iddiasıyla çelişmektedir. Bu yönüyle Ârif el-Ârif, siyasal süreçlerin müelliflerin düşünce dünyasını ve tarih anlatılarını nasıl şekillendirebildiğini göstermesi bakımından Filistin tarih yazıcılığında dikkat çekici bir örnektir.</jats:p>

Show More

Keywords

Ârif filistin tarih sonra arap

Related Articles