Abstract
<jats:p>Cinsiyet Hoşnutsuzluğu (CH), bir bireyin cinsiyet kimliği ile, o birey için doğumda belirlenmiş olan biyolojik cinsiyeti arasındaki uyuşmazlıktan kaynaklanan yoğun sıkıntı ve zorlanma hali olarak tanımlanır. Bu yazıda, “cinsiyet değiştirmek” isteyen bireylerin hukuk ve tıp açısından nasıl değerlendirildiği ve yaşanan sürecin gözden geçirilmesi amaçlanmıştır. CH’nin tedavisi kişiye özgü olmalıdır. Bazı bireyler hiçbir tıbbi müdahaleyi istemeyebilirken, bazıları sadece hormon tedavisine ihtiyaç duyduklarını, bazıları da cerrahi prosedürler de dahil tüm tıbbi müdahaleleri istediklerini ifade edebilirler. Cinsiyet olumlama terapisinin bileşenleri; sosyal geçiş, psikoterapi, hormon tedavileri ve cerrahi tedaviler olmak üzere dört başlık altında toplanmıştır. Ülkemizde, yasada geçen ifade ile “cinsiyet değiştirmek” isteyen bireyler mahkemeye şahsen başvuruda bulunup nüfus sicillerinin değiştirilmesini talep edebilmektedirler. Cinsiyet değişikliğinin şartları TMK’nın 40. maddesi ile düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; cinsiyet değişikliğine izin verilebilmesi için kişinin 18 yaşını doldurmuş olması, evli olmaması, transseksüel yapıda olup cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunlu olması ve üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunması gibi şartları sağlaması gerekmektedir. Ancak CH olan kişiler üreme yeteneğinden yoksun değillerdir. “Cinsiyet olumlama terapisi” olarak ifade edilen tıbbi süreçte ve “cinsiyet değiştirme” olarak ifade edilen hukuki süreçte birçok durumun dikkatle incelenmesi gerekmektedir. Tıbbi süreçte tedavi uygulayıcı olarak, hukuki süreçte ise bilirkişi olarak en önemli görev hekimlere düşmektedir. Hekimlerin bu zor süreçlerde uygun yaklaşımları sergileyebilmeleri, hem tıbbi hem de hukuki açıdan bilgili olmaları ile mümkün olabilir.</jats:p>