Abstract
<jats:p xml:lang="tr">Bu çalışma, kent yurttaşlığı kavramını göçmenlerin sosyal haklara erişimi üzerinden yeniden ele almayı amaçlamaktadır. Kent, farklı toplumsal grupların bir arada yaşadığı ve ilişkiler kurduğu bir mekân olarak, hakların dağılımı ve kullanımında belirgin farklılıklar üretir. Bu bağlamda yurttaşlık, yalnızca hukuki bir statü değildir; kentte haklara erişim, katılım ve aidiyet ilişkileri içinde şekillenen bir toplumsal süreçtir. Bu çalışma, göçmenlerin kentteki konumunu eğitim, sağlık ve barınma hizmetlerine erişim, kurumsal işleyiş, ekonomik koşullar ve mekânsal yerleşim biçimleri üzerinden incelemektedir. Kentte yaşamak, göçmenler için çoğu durumda eşit ve kesintisiz bir hak kullanımına karşılık gelmemektedir. Eğitim alanında karşılaşılan yapısal uyum sorunları, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sınırlılıklar ve barınma alanındaki güvencesizlikler, bu farklılaşmanın temel görünümlerini oluşturur. Bu deneyimler, yurttaşlığın eşitlik vaadi ile gündelik yaşamda karşılaşılan pratikler arasındaki mesafeyi görünür kılar. Bu çalışma, göçmenlik deneyimi üzerinden kent yurttaşlığının sınırlarını tartışmakta ve hakların hangi koşullar altında kullanılabildiğine odaklanmaktadır. Sonuç olarak kapsayıcı bir kent yurttaşlığı yaklaşımı, hakların tanımlanmasının yanı sıra bu hakların fiilen kullanılmasını mümkün kılan kurumsal, ekonomik ve mekânsal düzenlemeleri de içermelidir. Bu çerçevede çalışma, kentte eşitlik tartışmalarını erişim ilişkileri üzerinden yeniden düşünmeye katkı sunmaktadır.</jats:p>