Abstract
<jats:p>Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, erkek egemen unsurların toplumda üstün tutulması sonucunda kadınların dezavantajlı konuma itilmesi üzerinden tanımlanan ve toplumsal yaşamın tüm alanlarında gözlemlenebilen önemli sosyal sorunlardan biridir. Barınma, eğitime erişim, istihdam ve bakım yükü gibi boyutlarda deneyimlenen eşitsizlikler hak, fırsat ve yükümlülükler bağlamında kadın ve erkek arasında gündelik yaşam pratiklerinden iş hayatına kadar yaşamın her alanını kapsayan ve toplumsal refahı sınırlandıran bir etkiye sahiptir. Barınma, kadının güvenli bir yaşam sürebilmesi, mülkiyet edinme hakkını kullanabilmesi ve sosyal dışlanmaya karşı korunabilmesi açısından son derece önemli bir haktır. Eğitim, toplumsal hareketlilik ve güçlenmenin anahtarı konumundadır. İstihdam, kadınların ekonomik bağımsızlığının önemli göstergelerindendir. Tüm bunların yanı sıra bakım yükünün büyük oranda kadınların sorumluluğu olarak algılanması ve uygulanması ise kadınların eğitime ve iş gücüne katılımını sınırlayan, görünmeyen emek ile ekonomik bağımsızlığını engelleyen köklü bir eşitsizliktir. Bu bölümde toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dair açılımlar ulusal ve uluslararası veriler ışığında karşılaştırmalı olarak tartışılmakta, sosyal hizmet bakış açısıyla yapılan değerlendirmeler konuya dair farklı düzeylerdeki çözüm önerilerini ele almayı ve kadın refahının artırılmasına yönelik politika ve uygulamaların tartışmaya açılmasını hedeflemektedir. Gender inequality is defined as an important social problem that emerges as a result of the superiority of male-dominated elements in society, which pushes women into a disadvantaged position. It can be observed in all areas of social life. Inequalities experienced in areas such as housing, access to education, employment, and care burden affect rights, opportunities, and obligations between women and men, covering all aspects of life from daily practices to working life, and have a limiting impact on social welfare. Housing is an extremely important right in terms of enabling women to live a safe life, exercise their right to own property, and be protected against social exclusion. Education is the key to social mobility and empowerment. Employment is an important indicator of women’s economic independence. In addition to all these, the fact that the care burden is largely perceived and practiced as women’s responsibility constitutes a deep-rooted inequality that limits women’s participation in education and the labor force through invisible labor, preventing their economic independence. In this section, the dimensions of gender inequality are discussed comparatively in the light of national and international data. From a social work perspective, the aim is to address solution proposals at different levels and to open discussions on policies and practices to enhance women’s welfare.</jats:p>