Abstract
<jats:p>Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet (TCDŞ) ve cinsiyet eşitsizliği, bireylerin temel haklarını ihlal eden, sağlık, eğitim ve sosyal yaşamda geniş etkileri olan küresel sorunlardır. Bu sorunlarla mücadelede eğitimin dönüştürücü gücü, bireylerin tutum ve davranışlarını değiştirmenin yanı sıra toplumsal yapıları da dönüştürme potansiyeline sahiptir. Eğitim sistemi içerisinde cinsiyet duyarlı müfredatlar, çocukluktan itibaren şiddet ve ayrımcılıkla mücadele eden bireylerin yetiştirilmesine katkı sunar. Aynı zamanda okul temelli müdahale programları, akran eğitimi, değerler eğitimi, yaratıcı drama ve forum tiyatro gibi yöntemler hem öğrencilere hem de alanda çalışan profesyonellere etkili öğrenme olanakları sunmaktadır.Toplumsal düzeyde farkındalık eğitimleri, yalnızca kadınları değil, erkekleri ve ebeveynleri de kapsayacak biçimde tasarlanmalı; erkeklik normlarının sorgulanması ve alternatif davranış modellerinin geliştirilmesi hedeflenmelidir. Kadınların güçlendirilmesine yönelik eğitimler, şiddeti tanıma, haklarını öğrenme ve başvuru mekanizmalarına erişim açısından kritik önem taşır. Eğitim yalnızca bireylerle sınırlı kalmamalı, sağlık çalışanları, öğretmenler, sosyal hizmet uzmanları, kolluk kuvvetleri ve hukukçular gibi çok disiplinli alanlara yayılmalıdır. Bu gruplara yönelik düzenli, uygulamalı ve travma bilgili eğitimler, şiddet mağdurlarına yönelik bütüncül destek sunulmasını sağlar. Ancak bu eğitimlerin etkili olabilmesi için kültürel direnç, yapısal engeller ve cinsiyet körü politikalarla yüzleşilmesi gerekir. Eğitim sisteminin eşitlikçi bir yapıya kavuşması, öğretmen yetiştirme programlarının güncellenmesi ve kurumsal mekanizmaların güçlendirilmesi bu açıdan önemlidir. Gender-based violence and gender inequality are global problems that violate individuals' fundamental rights and have far-reaching impacts on health, education, and social life. In combating these problems, the transformative power of education has the potential to change not only the attitudes and behaviors of individuals but also societal structures. Gender-sensitive curricula within the education system contribute to raising individuals who combat violence and discrimination from childhood. At the same time, school-based intervention programs, peer education, values education, creative drama, and forum theatre offer effective learning opportunities for both students and professionals working in the field. Awareness training at the societal level should be designed to include not only women but also men and parents; it should aim to question masculine norms and develop alternative behavioral models.Training aimed at empowering women is critical in terms of recognizing violence, learning about their rights, and accessing recourse mechanisms. Education should not be limited to individuals but should extend to multidisciplinary fields such as healthcare workers, teachers, social workers, law enforcement, and lawyers. Regular, hands-on, and trauma-informed training for these groups ensures holistic support for victims of violence. However, for these trainings to be effective, cultural resistance, structural barriers, and gender-blind policies must be confronted. In this regard, establishing an egalitarian structure in the education system, updating teacher training programs, and strengthening institutional mechanisms are crucial.</jats:p>