Abstract
<jats:p>İnternet erişiminin "temel bir hak" olarak görüldüğü günümüzde, dijital platformlar sadece birer iletişim aracı değil, aynı zamanda yeni şiddet biçimlerinin de ana sahası haline gelmiştir. Bu çalışma, kadınların dijital dünyadaki varlıklarını tehdit eden siber taciz, ısrarlı takip, rıza dışı mahrem görüntü paylaşımı ve doxing gibi "görülmeyen şiddet" türleri ile ilgili temel kavramları ele almaktadır. UNESCO tarafından teknolojinin kullanımıyla gerçekleştirilen taciz ve manipülasyon olarak tanımlanan "dijital şiddet" kavramı, toplumsal cinsiyet temelli bir insan hakları ihlali olarak öne çıkmaktadır. Dijital şiddet, fiziksel şiddetten farklı olarak mekânsal bir kaçışı imkânsız kılar; mağdurun cebindeki telefonda veya yatak odasındaki bilgisayarda her an yanı başındadır. Bu durumun yarattığı "Dijital Panoptikon" (sürekli izlenme hissi), kadınlarda anksiyete, depresyon ve sosyal izolasyona yol açmaktadır. Türkiye’de 2022 yılında "ısrarlı takip" eyleminin müstakil bir suç haline getirilmesi gibi devrimsel nitelikteki yasal değişiklikleri ve 6284 sayılı Kanun’un koruyucu rolü dünyadaki genel durum ile birlikte analiz edilmekte, kullanıcıların dijital ayak izlerinin nasıl birer gözetleme verisine dönüştüğü ve sosyal medya platformlarının bu süreçteki içerik denetimi yetersizlikleri sorgulanmaktadır. Aynı zamanda kadınların dijital kamusal alanlardan dışlanmasına neden olan sistematik saldırılara karşı farkındalığın oluşturulması gerekmektedir. Hem hukukçular hem de siber dünyada güvenliğini korumak isteyen her birey için genel bilgilendirme ve yol gösterici olması planlanan bu yazıda, dijital ortamların sadece özgürlük değil, aynı zamanda birer direnç alanı olması gerekliliği vurgulanmıştır. In an era where internet access is regarded as a "fundamental right," digital platforms have evolved beyond mere communication tools to become the primary arenas for new forms of violence. This study examines core concepts related to "invisible violence"-such as cyber harassment, stalking, non-consensual sharing of intimate images, and doxing-that threaten the presence of women in the digital sphere. Defined by UNESCO as harassment and manipulation facilitated through technology, the concept of "digital violence" stands out as a gender-based human rights violation. Unlike physical violence, digital violence renders spatial escape impossible ; it is ever-present, whether on a smartphone in the victim’s pocket or a computer in their bedroom. This phenomenon creates a "Digital Panopticon"-a sensation of constant surveillance-that leads to anxiety, depression, and social isolation among women. This article analyzes revolutionary legal developments, such as the 2022 legislation in Turkey that established "stalking" as a standalone offense, alongside the protective role of Law No. 6284 within a global context. Furthermore, it scrutinizes how users' digital footprints are transformed into surveillance data and questions the inadequacies of social media platforms regarding content moderation. It is essential to raise awareness against the systematic attacks that result in the exclusion of women from digital public spaces. Intended as a comprehensive guide for both legal professionals and individuals seeking to maintain security in the cyber world, this text emphasizes that digital environments must serve not only as spaces of freedom but also as sites of resistance.</jats:p>