Abstract
<jats:p>Veteriner mikrobiyoloji laboratuvarları enfeksiyöz etkenlerin tanımlanması ve değerlendirilmesinde önemli role sahiptir. Bu kapsamda veteriner mikolojisi hayvan ve halk sağlığını etkileyen bulaşıcı ve zoonotik mantar hastalıklarının tanımlanması, teşhisi ve kontrolüne odaklanan bir bilim dalıdır. Özellikle zoonotik mantar enfeksiyonlarının tanısında geliştirilen modern yöntemler ve Tek Sağlık yaklaşımı, etkili gözetim ve müdahale stratejilerinin geliştirilmesinde kritik bir yer tutmaktadır. Mantar sporlarının inhalasyonu, cilt yoluyla temas gibi faktörler, laboratuvar çalışanları için önemli maruziyet riskleri oluşturmaktadır. Bu nedenle biyogüvenlik uygulamaları, mikoloji laboratuvarlarında güvenilir ve kaliteli tanı hizmetlerinin sağlanmasında temel bir unsur olarak değerlendirilmelidir. Mikolojik atık yönetimi ve biyogüvenlik süreçleri, patojenlerin çevresel direnci, bulaş yolları ve halk sağlığı üzerindeki potansiyel etkileri dikkate alınarak ulusal ve uluslararası standartlara uygun şekilde planlanmalıdır. Ayrıca biyogüvenlik uygulamaları yalnızca kişisel koruyucu ekipman kullanımını değil, numune kabulünden sonuçlandırma aşamasına kadar tüm laboratuvar süreçlerinin risk değerlendirmesine dayalı olarak yönetilmesini kapsamalıdır. Özellikle klinik örneklerin açılması, kültürlerin incelenmesi ve fungal kolonilerin manipülasyonu sırasında oluşabilecek aerosol ve çevresel yayılım riskleri dikkatle kontrol edilmelidir. Sonuç olarak, mikolojik atık yönetimi ve dekontaminasyon uygulamalarının güncellenmesi ve personel farkındalığının artırılması sürdürülebilir laboratuvar güvenliği açısından büyük önem taşımaktadır. Veterinary microbiology laboratories have an important role in the identification and evaluation of infectious agents. Veterinary mycology is a scientific discipline focused on the identification, diagnosis, and control of infectious and zoonotic fungal diseases that affect animal and public health. In particular, modern methods developed for the diagnosis of zoonotic fungal infections and the One Health approach play a critical role in the development of effective surveillance and intervention strategies. Factors such as the inhalation of fungal spores and skin contact pose significant exposure risks for laboratory staff. Therefore, biosafety protocols should be considered a fundamental element in ensuring reliable and high-quality diagnostic services in mycology laboratories. Mycological waste management and biosafety processes must be planned in accordance with national and international standards, taking into account the environmental persistence of pathogens, transmission routes, and potential impacts on public health. Furthermore, biosafety practices should encompass not only the use of personal protective equipment but also the management of all laboratory processesbased on risk assessment. In particular, risks of aerosol and environmental spread that may arise during the opening of clinical specimens, examination of cultures, and manipulation of fungal colonies must be carefully controlled. In conclusion, updating mycological waste management and decontamination practices and raising staff awareness are of great importance for sustainable laboratory safety.</jats:p>