Abstract
<jats:p>Bu çalışmada, bitkisel kökenli tarımsal atıkların tanımı, sınıflandırılması, kaynakları, ekosistem üzerinde yarattığı etkiler ve yönetim stratejileri ele alınmıştır. Dünya nüfusunda meydana gelen artış, sanayi devrimi, tüketim alışkanlıklarının yıllar içinde değişmesi, tarımsal atık miktarında artışa neden olmuştur. Bilinçsizce uygulanan atık yönetimi (anız yakma gibi) toprak biyolojisinin bozulmasına ve atmosfere sera gazı salınmasına neden olmaktadır. Bitkisel atıklar; tarımsal üretim (tarla, bahçe, sera) atıkları, agro-endüstriyel (işleme yan ürünleri) atıklar ve kentsel kaynaklı (park-bahçe, pazar) atıklar olmak üzere sınıflandırılmaktadır. Bitkisel atıkların çoğunun lignoselülozik içeriğinin yüksek olması dolayısıyla değerli birer yenilenebilir hammadde ve karbon kaynağı olarak değerlendirilmelidir. Kompost ve biyokömür üretimi teşvik edilerek kararlı toprak organik karbonunun artırılması ve depolanması, biyogaz sistemleriyle enerji geri kazanımının sağlanması, ayrıca çeşitli biyobazlı endüstriyel ürünlerin geliştirilmesi üzerinde durulması gereken yönetim stratejileridir. Sonuç olarak, karbon depolamayı destekleyen, çevresel kirlilik yükünü azaltan ve iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlayan kaynak yönetimi yaklaşımı kritik öneme sahiptir. Bu yaklaşım aynı zamanda toprak verimliliğinin korunması ve sürdürülebilir tarımsal üretimin devamlılığı açısından da temel bir gerekliliktir. This study comprehensively addresses the definition, classification, main sources, ecosystem impacts, and sustainable management strategies of plant-based agricultural wastes. The increase in the global population and changing consumption patterns have led to a significant rise in the amount of agricultural waste worldwide. Field, orchard, and greenhouse production residues; agro-industrial processing by-products; and urban-origin organic wastes are evaluated within this scope. Improper waste management practices (such as stubble burning) reduce soil biological activity, cause losses of soil organic carbon, and increase environmental pollution by releasing greenhouse gases such as CO₂, CH₄, and N₂O into the atmosphere, thereby accelerating climate change. However, plant residues with high lignocellulosic content represent valuable renewable raw materials and significant carbon sources when processed using appropriate technologies. Enhancing stable soil organic carbon pools and supporting carbon sequestration through increased compost and biochar production; recovering energy via biogas systems; and developing bio-based industrial products are among the primary strategies of sustainable waste management. In conclusion, an integrated resource management approach that promotes carbon sequestration, mitigates environmental pollution, and contributes to climate change mitigation is of paramount importance. This approach is also a fundamental requirement for maintaining soil fertility and ensuring the continuity of sustainable agricultural production.</jats:p>