Abstract
<jats:p>Tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan hava kirliliği ile endüstriyel ve kentsel kökenli kirleticilerin tarım ve çevre üzerindeki etkilerinin artmasıyla birlikte, bitki büyüme ve gelişimini doğrudan veya dolaylı yollarla etkileyerek gıda üretimini, ürün kalitesini ve gıda güvenliğini tehdit eder hale gelmiştir. Ayrıca artan nüfus, enerji üretimi, ulaşım, atık yönetimi ve biyokütle yakımı gibi faaliyetler sonucunda atmosfere salınan organik ve inorganik kirleticilerin miktarı önemli ölçüde artmış; birçok bölgede hava kalitesi kabul edilebilir sınırların üzerine çıkmıştır. Bu durum, hava kalitesinin iyileştirilmesine yönelik etkili ve bütüncül müdahalelerin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bu bölümün birinci kısmında, hava kirliliği ile tarımsal üretim ve küresel gıda güvenliği arasındaki karmaşık ve çift yönlü ilişki ele alınmıştır. Sanayileşme ve kentleşmeyle artan troposferik ozon (yer seviyesindeki O3), partikül madde (PM2,5 ve PM10; aerodinamik çapı sırasıyla ≤2,5 µm ve ≤10 µm olan solunabilir ince ve kaba parçacıklar), azot oksitler (NOₓ), kükürt dioksit (SO2) ile tarım kaynaklı amonyak (NH3) ve uçucu organik bileşiklerin (VOC’ler) agroekosistemler üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Özellikle troposferik ozonun fotosentezi baskılaması sonucu buğday ve soya gibi temel ürünlerde ortaya çıkan verim kayıpları ile partikül maddenin toprak ve bitki sağlığı üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Ayrıca asit yağışları ve azot çökelimi gibi süreçlerin toprak verimliliği, su kalitesi ve ekosistem dengesi üzerindeki etkileri, gıda güvenliğinin dört temel boyutu olan bulunabilirlik, erişilebilirlik, kullanım ve istikrar çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bölümün ikinci kısmında, söz konusu baskıların azaltılmasına yönelik bütüncül çözüm ve azaltım stratejileri ele alınmıştır. Entegre politika yaklaşımları, endüstriyel emisyon kontrol teknolojileri ve düşük emisyonlu ulaşım sistemleri gibi makro düzey önlemlerin yanı sıra; hassas tarım uygulamaları, geliştirilmiş gübre yönetimi ve yenilikçi üretim teknikleri gibi tarımsal stratejiler ile kentsel planlamada yeşil altyapının rolü tartışılmıştır. Sonuç olarak, hava kalitesi yönetiminin sürdürülebilir tarım ve gıda güvenliği politikalarının ayrılmaz bir bileşeni olduğu vurgulanmakta; dayanıklı ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin oluşturulabilmesi için sektörler arası eşgüdüm, gelişmiş izleme sistemleri ve paydaş katılımının kritik öneme sahip olduğu ortaya konmaktadır. Air pollution originating agricultural activities and the increasing impact of industrial and urban pollutants on agriculture and the environment are directly or indirectly affecting plant growth and development, thus threatening food production, product quality, and food security. Furthermore increasing human population growth and its activities due to population growth and increased activities such as energy generation, transportation, waste management, and biomass burning, the release of organic and inorganic pollutants into the atmosphere has risen substantially, and air quality in many regions has exceeded acceptable threshold levels. This situation underscores the urgent need for effective and integrated interventions to improve air quality. The first part of this chapter examines the complex and bidirectional relationship between air pollution, agricultural production, and global food security. The impacts of ground-level ozone (O3); particulate matter (PM2,5 and PM10; defined as inhalable fine and coarse particles with aerodynamic diameters ≤2.5 µm and ≤10 µm, respectively); nitrogen oxides (NOₓ); sulfur dioxide (SO2); and agriculturally derived ammonia (NH3) and volatile organic compounds (VOCs) on agroecosystems are evaluated. Particular attention is given to yield losses in staple crops such as wheat and soybean resulting from the suppression of photosynthesis by tropospheric ozone, as well as to the direct and indirect effects of particulate matter on soil and plant health. In addition, the consequences of processes such as acid deposition and nitrogen deposition for soil fertility, water quality, and ecosystem balance are assessed within the framework of the four fundamental dimensions of food security: availability, access, utilization, and stability. The second part of the chapter addresses integrated mitigation and adaptation strategies aimed at reducing these pressures. In addition to macro-level measures such as integrated policy approaches, industrial emission control technologies, and low-emission transportation systems, agricultural strategiesincluding precision agriculture, improved fertilizer management, and innovative production techniques are discussed, along with the role of green infrastructure in urban planning. In conclusion, air quality management is emphasized as an integral component of sustainable agriculture and food security policies. Achieving resilient and sustainable food systems requires cross-sectoral coordination, advanced monitoring systems, and active stakeholder engagement.</jats:p>