Back to Search View Original Cite This Article

Abstract

<jats:p>Küresel ısınma ve iklim değişikliği, atmosferde biriken sera gazlarının sonucu olarak ortaya çıkmakta ve bu durum uluslararası hukukta yeni düzenleme alanlarının gelişmesine yol açmaktadır. Bu çerçevede temel amaç; ülkelerin emisyonlarını azaltması, iklim değişikliğine uyum sağlaması ve ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar temelinde birlikte hareket etmesidir. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, bu yaklaşımın ilk hukuki temelini oluşturur ve ülkeleri gelişmişlik düzeylerine göre sorumluluk gruplarına ayırır. Kyoto Protokolü, gelişmiş ülkeler için sayısal emisyon azaltım hedefleri getiren ilk bağlayıcı anlaşma olurken; Paris İklim Anlaşması, tüm ülkelerin kendi koşullarına uygun ulusal katkı beyanlarıyla küresel sıcaklık artışını 2 °C’nin altında, tercihen 1,5 °C ile sınırlamayı hedefler. Türkiye, bu kapsamda 2030 yılı için emisyon azaltım hedefini ve 2053 net sıfır vizyonunu açıklamıştır. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemesi, Türkiye açısından düşük karbonlu üretime geçişi zorunlu kılmaktadır. Türkiye’de yürürlüğe giren İklim Kanunu ise emisyon ticaret sistemi, karbon piyasaları ve sürdürülebilirlik raporlaması için hukuki bir çerçeve sunar. Buna paralel olarak iklim davaları, devletlerin ve şirketlerin iklim sorumluluklarını temel haklar üzerinden sorgulayan yeni bir hukuk alanı olarak öne çıkmaktadır.</jats:p>

Show More

Keywords

iklim olarak İklim için emisyon

Related Articles

PORE

About

Connect