Abstract
<jats:p>Total yapay kalp (TAH) tedavisi, son yıllarda önemli ilerlemeler göstermiş olup, kısa süreli destek sağlayan büyük hacimli cihazlardan, uzun dönem destinasyon tedavi seçeneği olabilecek daha kompleks sistemlere doğru evrilmiştir. Gelecek çalışmaları, mevcut sınırlamaların — boyut, dayanıklılık, enfeksiyon riski ve yaşam kalitesi — aşılmasına, ayrıca pediatrik ve kompleks komorbiditeli hasta gruplarında kullanımın genişletilmesine odaklanmaktadır. Yeni mühendislik tasarımları cihaz boyutunu ve ağırlığını azaltmayı hedeflemekte, bu sayede çocuklar ve adölesanlar dâhil daha küçük vücut yapısına sahip erişkin hastalarda implantasyonu mümkün kılmaktadır. Gelişmiş biyomalzemeler ve biyouyumlu yüzey kaplamaları tromboembolik komplikasyonları, hemolizi ve enfeksiyonu azaltmayı amaçlamakta, biyoprotez tabanlı materyallerin kullanımı ise cihazın uzun dönem dayanıklılığını ve fizyolojik entegrasyonunu artırabilecek potansiyele sahiptir.Mevcut sistemlerin en önemli zorluklarından biri perkütan driveline enfeksiyonlarıdır. Bu sorunu azaltmak amacıyla transkütan enerji transfer sistemleri (TETS) geliştirilmektedir. Bu teknoloji, tam implant edilebilir cihazlara geçişte büyük bir adım olup enfeksiyon riskini azaltmakta ve mobiliteyi artırmaktadır. Ayrıca yeni nesil TAH’lar, sensör destekli akıllı kontrol üniteleri ile gerçek zamanlı hemodinamik adaptasyon sağlayarak doğal biventriküler fizyolojiyi daha etkin şekilde taklit edebilecektir. Yapay zekâ entegrasyonu, cihaz yönetiminde prediktif bakım, kişiselleştirilmiş pompa optimizasyonu ve olası cihaz arızası ya da hemodinamik bozulmaların erken tespitine olanak sağlayacaktır. Telemonitorizasyon sistemleri sayesinde sürekli ayaktan hasta takibi mümkün olacak, güvenlik artarken hastane yatışları ve sağlık maliyetleri azalacaktır.TAH geliştirmede en kritik ihtiyaçlardan biri pediatrik hastalara yönelik cihazların yaygınlaştırılmasıdır. Küçük boyutlu ve büyüme potansiyeline uygun cihazların yanı sıra, psikososyal destek, eğitim ve erişkine geçiş sürecinin yönetimi bu hasta grubunda uzun dönem sonuçların iyileştirilmesinde temel rol oynayacaktır. Gelecekte TAH, kalp-böbrek kombinasyonları gibi çoklu organ destek stratejileriyle de bütünleşebilir. Ayrıca pulmoner hipertansiyon ve sağ ventrikül afterload yönetimini optimize edebilecek adaptif modüllerin entegrasyonu da gündemdedir. Yeni nesil biyoprotez TAH ve rotary pompa tabanlı sistemler (örneğin BiVACOR) erken klinik çalışmalarda cesaret verici sonuçlar ortaya koymaktadır. INTERMACS, EUROMACS ve uluslararası TAH kayıtlarının genişlemesi, hasta seçimini optimize etmek, cihaz tasarımını geliştirmek ve düzenleyici onay süreçlerini hızlandırmak açısından kritik veriler sağlayacaktır. TAH tedavisinin geleceği, mühendislik inovasyonlarının kişiselleştirilmiş tıp ve multidisipliner bakım ile bütünleşmesine dayanmaktadır. Miniatürizasyon, enfeksiyonsuz enerji transferi, yapay zekâ destekli izlem ve pediatrik hasta grubuna genişleme, TAH’ın köprü tedavisinden uzun dönem destinasyon tedavisine dönüşmesini mümkün kılacaktır. Teknolojinin klinik deneyimle buluşmasıyla, gelecek nesil TAH platformlarının yalnızca sağkalımı uzatmakla kalmayıp, yaşam kalitesini de belirgin olarak artırması beklenmektedir.</jats:p>