Abstract
<jats:p xml:lang="tr">Türkiye, Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde yer alması nedeniyle topraklarının %92’si, nüfusunun %95’i ve büyük sanayi merkezlerinin %98’i ile yüksek deprem riski altındadır. Depremler sonrasında hastaneler, yapısal açıdan hasar görmeseler bile, içerdiği tıbbi cihazlar, tesisat, mobilya ve mimari bileşenler gibi unsurlar nedeniyle yapısal olmayan tehlikeler açısından yüksek risk taşımaktadır. Olası bir afet sonrası sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülebilmesi, yapısal olmayan tehlikelerin etkin biçimde azaltılmasına bağlıdır. Bu çalışmada, İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde “Yapısal Olmayan Tehlikelerin Azaltılması (YOTA)” uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın saha incelemeleri sırasında, AFAD ve Kandilli Rasathanesi gibi ulusal kurumların yayımladığı YOTA kılavuzları ile literatürde tanımlanan risk kontrol listeleri temel alınmıştır. Araştırma kapsamında, farklı fonksiyonel özelliklere sahip 12 bölümde saha incelemeleri yapılarak deprem anında risk oluşturabilecek toplam 110 yapısal olmayan unsur tespit edilmiştir. Bu riskler, 7 farklı düşük maliyetli ve pratik yöntem kullanılarak giderilmiştir. Bulgular, özellikle açık raflardaki malzemelerin düşmesini engelleme ve masaüstü cihazların sabitlenmesi gibi uygulamaların risk azaltmada yüksek oranda etkili olduğunu göstermektedir. Çalışma, hasta ve personel güvenliğinin artırılması, kritik hizmetlerin devamlılığının sağlanması ve hastanenin afet direncinin güçlendirilmesine katkı sunmaktadır.</jats:p>