Abstract
<jats:p xml:lang="tr">Kantçı estetik gelenekte beğeni yargısı, tarih üstü bir öznenin evrensel yetilerinden türeyen ve bu sayede geçerlilik iddiası taşıyan bir yargı olarak kurulmuştur. Immanuel Kant'ın sensus communis kavramı, bu evrenselliğin güvencesi olarak işlev görmekte; aşkınsal özne ise tarihsel belirlenimlerden arındırılmış, yetisel bütünlük içindeki bir figür olarak tasarlanmaktadır. Kant'ın bu temellendirmesi, modern estetik kuramlarının büyük çoğunluğunun dayandığı bir zemin olmuştur. Bu çalışma, Kantçı özne anlayışını Michel Foucault'nun arkeolojik ve soykütüksel kavramları çerçevesinde sorgulamaya açmayı hedeflemektedir. Çünkü Foucault, kendisi özellikle bir estetik teori kurmamış olmasına rağmen, Kant'ın öznesinin oluşum koşullarını tarihsel bir perspektifle ele alarak estetik bağlamında yeni bir okuma olanağı ortaya çıkarmıştır. Foucault'nun epistemik kırılma ve özneleşme analizinden hareketle bu çalışma, estetik özne figürünün aşkınsal değil, tarihsel bir oluşum olduğunu ileri sürmektedir. Bu argümanı desteklemek amacıyla Foucault'nun kendisinin estetik özne üzerine sistematik bir kuram geliştirmediği, ancak onun arkeolojik ve soykütüksel araçlarının bu alana verimli biçimde uygulanabileceği kabul edilmektedir. Bu doğrultuda Kelimeler ve Şeyler'de geliştirilen episteme kavramı ve Hapishanenin Doğuşu'ndaki bilgi-iktidar çözümlemesi, estetik öznenin modern dönemde müze, sanat akademisi ve eleştiri söylemi gibi kurumsal pratikler aracılığıyla üretildiğini göstermek için analitik bir çerçeve sunmaktadır. Bu perspektiften güzellik, öznenin değişmez yapısından türeyen evrensel bir kavram olmanın ötesinde belirli bilgi-iktidar rejimleri tarafından üretilmiş ve belirli özne tiplerini hem olanaklı kılan hem de pekiştiren tarihsel bir form olarak yeniden konumlandırılmaktadır. Böylece bu çalışma, Kant - Foucault üzerine bir karşılaştırma çabasından ziyade, Foucault düşüncesinin estetik zemininde bir dönüşüm olanağı açıp açmadığını sorgulayan bir yaklaşımdır. Bu doğrultuda çalışma, yöntem olarak kavramsal analiz ile tarihsel-eleştirel bir okuma biçimini birleştirmektedir.</jats:p>