Back to Search View Original Cite This Article

Abstract

<jats:p xml:lang="tr">İslâm hukukunun en temel ilkesi adalettir. Hz. Peygamber’in “Hırsızlık yapan kızım Fâtıma dahi olsa elini keserdim” sözü bu ilkenin özünü yansıtmaktadır. Ancak fıkıh literatüründe daha çok Mâlikîlerde itibarlı kimselere dair özel hükümlere rastlanmaktadır. Toplumsal statülerine uygun görülmeyen dericilik, dokumacılık, hacamatçılık gibi işlerde çalışmayan kimselere zekâttan pay ayrılması veya yüksek mevki sahiplerine yargılama süreçlerinde farklı muamelelerin yapılması bu yaklaşımın örnekleri arasında zikredilebilir. Bu çalışmada söz konusu problematiğe dayanılarak fıkıh kitaplarının ilgili bölümlerinden seçilen örnekler üzerinden soy ve şeref sahibi kimselere ilişkin özel hükümlerin adalet ilkesiyle ilişkisi tahlil edilmektedir. Literatür taraması ve mukayeseli analiz yöntemleri kullanılarak yapılan araştırmada fakihlerin şeref ve fazilete dayalı örfî yapıyı reddetmeyip adalet kavramı içinde yeniden yorumladığı görülmüştür. Mâlikî ve kısmen Şâfiî mezhebinde bu tür düzenlemelere daha çok yer verildiği, ancak bunların kamu maslahatını koruma amacı taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır. Kimi zaman da şeref ve faziletle ilişkilendirilen bazı hükümlerin adalet ilkesine uymadığı için diğer fakihlerce eleştirildiği tespit edilmiştir.</jats:p>

Show More

Keywords

kimselere şeref adalet ancak fıkıh

Related Articles