Abstract
<jats:p xml:lang="tr">Bu çalışma Zümrüd Hâtun’un hayatını; şahsiyeti, seyahatleri, inşa ve imar faaliyetleri, himaye ettiği kişiler ve gruplar çerçevesinde ele alarak Abbâsî Halifeliğinin son dönemine Zümrüd Hâtun’un hayatı üzerinden bir bakış sunmayı amaçlamaktadır. Hilafet makamına geldiğinde el-Müstazî-Biemrillâh (566-75/1170-80) unvanını alan Prens Ebû Muhammed Hasan b. Yusuf’un Türk asıllı cariyelerinden olan Zümrüd Hâtun, Ahmed (Nâsır-Lidînillâh) adında erkek bir çocuk dünyaya getirerek 10 Recep 553 (7 Ağustos 1158) tarihinde “ümmü veled” statüsü kazanmıştır. Hür bir hâtun olduğu bu tarihten vefatına kadar (Cemaziyelevvel 599/Ocak-Şubat 1203) kırk beş yıl boyunca Abbâsî sarayında “sözü geçen ve emrine itaat edilen” son derece güçlü bir sima olarak fevkalade bir hayat yaşamıştır. Seyyide/sitt, ümm/vâlide ve ümmü’l-halife gibi unvanlarının yanı sıra hayırsever kimliğiyle de öne çıkan Zümrüd Hâtun, Bağdat, Sâmerrâ ve Haremeyn şehirlerinde medreseler, ribatlar, camiler ve türbeler inşa ettirmiş, Bağdatlı zâhitleri, sûfîleri, yoksulları ve yetimleri himaye etmiş, özellikle Şâfiî ve Hanbelî mezhebine mensup alimleri desteklemiştir. Hac ziyareti sırasında yaklaşık üç yüz bin dinar tasadduk eden Zümrüd Hâtun, kurban ettirdiği iki bin deveyi Mekke ve Medine halkına dağıtmıştır. Bağdat’ta vefat eden Zümrüd Hâtun, vefatından birkaç yıl önce Ma‘rûf el-Kerhî’nin türbesinin yakınında kendisi için inşa ettirdiği türbeye defnedilmiş, vefatı sebebiyle Bağdat'ta bir ay süreyle yas ilan edilmiştir. Zümrüd Hâtun’un inşasını veya tamirini üstlendiği yapılar kapsamında ayrıca bu kurumlarda görev yaptığı tespit edilen müderris, vâiz, şeyh, muid ve kapıcı gibi şahsiyetlerin hayatları incelenmiştir. Böylece, Zümrüd Hâtun’un gerçekleştirdiği geniş çaplı hayır faaliyetleri üzerinden toplumsal ve dinî hayattaki rolü ortaya konmaya çalışılmıştır.</jats:p>