Abstract
<jats:p xml:lang="tr">Hamse yazma geleneği, XII. yüzyılda büyük Azerbaycan şairi Nizami Gencevi ile başlamış ve klasik Doğu edebiyatının en temel yapı taşlarından biri olarak gelişmiştir. Bu edebî mirası Çağatay Türkçesi’nde en güçlü şekilde sürdüren ve zenginleştiren isimlerden biri Ali Şir Nevâî’dir. Nevâî, sadece “Hamse”siyle değil, gazel ve kasideleriyle de Türk edebiyatının estetik ve düşünsel dünyasına büyük katkılar sağlamıştır. Özellikle, “Ferhat ve Şirin” mesnevisi, aşkı bireysel bir duygu olmanın ötesinde, manevi bir yolculuk ve insani fedakârlığın simgesi olarak ele alması bakımından önem taşır. Bu eser, Osmanlı edebiyatında geniş yankı bulmuş, Fuzuli ve Baki gibi önemli şairlerin dil, tema ve üslup anlayışlarını etkilemiştir. Latifi ve Kınalızade gibi tezkire yazarları da Nevâî’nin eserlerinin Anadolu’ya taşınması ve Osmanlı coğrafyasında tanınması sürecini detaylı biçimde belgelemişlerdir. Şairin eserlerindeki dil zenginliği ve anlatım gücü, dönem şairleri tarafından örnek alınmış ve birçok şiir ve mesnevide onun üslup özellikleri yansıtılmıştır. Nevâî’nin eserlerinde işlenen temalar, yalnızca aşk ve kahramanlık değil, aynı zamanda ahlaki değerler ve toplumsal sorumluluk konularını da kapsamıştır. Bunun sonucunda, eserleri hem akademik hem de halk düzeyinde geniş bir etki alanı bulmuş, Türk edebiyatında sonraki kuşaklar için bir ilham kaynağı olmuştur. Bu çalışmada, Ali Şir Nevâî’nin Osmanlı edebiyatına etkisi, özellikle “Ferhat ve Şirin” mesnevisi üzerinden nazire geleneği, tematik paralellikler ve edebi yansımalar bağlamında ele alınmıştır. Ayrıca, selef-halef ilişkisi ışığında Nevâî’nin Türk edebiyatındaki yeri incelenmiştir.</jats:p>