Abstract
<jats:p xml:lang="tr">Dijitalleşme ve küreselleşme süreci, hayatın pek çok alanına paralel olarak geleneksel çalışma alışkanlıklarında da büyük değişiklikler yaratmıştır. Geleneksel mesai kavramından mekânsız çalışma sistemlerine geçiş süreci, literatürde dijital göçebeler olarak tanımlanan yenilikçi bir çalışan sınıfının oluşmasını sağlamıştır. İş faaliyetlerini teknolojik altyapılar aracılığıyla, fiili bir işyerine bağlı kalmaksızın uzaktan yürüten dijital göçebelerin vergi karşısındaki durumu, ülkeler açısından çeşitli hukuki ve pratik zorluklar doğurması yeni mali düzenlemeler gerektirmiştir. Çalışmada, devletlerin vergi matrahı aşınmasını önlemek ve nitelikli küresel iş gücünü ülkelerine çekmek amacıyla geliştirdikleri vergi politikaları karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu kapsamda İspanya, Portekiz ve Yunanistan’ın uyguladığı sabit oranlı ve indirimli vergi avantajları ile Hırvatistan, Estonya ve Gürcistan’ın sunduğu tam muafiyet, e-yerleşiklik ve küçük işletme modelleri ele alınmıştır. Ayrıca, Türkiye'nin yürürlüğe koyduğu dijital göçebe vizesi uygulamasının dijitalleşmeye entegre yasal bir vergi statüsüyle desteklenmesinin gerekliliği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, dijitalleşmeyle birlikte ülkelerin yeni nesil vergilendirme rejimlerine geçiş yapmasının zorunluluğu belirtilmiştir.Çalışmada, devletlerin vergi matrahı aşınmasını önlemek ve nitelikli küresel iş gücünü ülkelerine çekmek amacıyla geliştirdikleri vergi politikalarını karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu kapsamda İspanya, Portekiz ve Yunanistan’ın uyguladığı sabit oranlı ve indirimli vergi avantajları ile Hırvatistan, Estonya ve Gürcistan’ın sunduğu tam muafiyet, e-yerleşiklik ve küçük işletme modelleri incelenmiştir. Ayrıca, Türkiye'nin yürürlüğe koyduğu dijital göçebe vizesi uygulamasının dijitalleşmeye entegre yasal bir vergi statüsüyle desteklenmesinin gerekliliği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, dijitalleşmeyle birlikte ülkelerin yeni nesil vergilendirme rejimlerine geçiş yapmasının zorunluluğu belirtilmiştir.</jats:p>