Abstract
<jats:p xml:lang="tr">Azerbaycan, 1991’de bağımsızlığını kazandıktan sonra milli ve çağdaş bir eğitim sistemi oluşturmak amacıyla çeşitli reformlar gerçekleştirmiştir. Yeni paradigmada eğitim anlayışı, Sovyet dönemindeki otoriter siyasi etkilerden arındırılmaya çalışılmıştır. 19. Yüzyılın başlarından itibaren Rusya’nın Azerbaycan’daki eğitim politikası sömürgeci mahiyet taşımıştır. Özellikle tarihöğretimi, Sovyet döneminde gelişen ideolojik yapının bir taşıyıcısı olarak toplumun tarihsel hafızasının şekillendirilmesinde ve sosyalist kimlik inşasında temel bir araç olarak kullanılmıştır. Genellikle “ötekileştirme” içeriği doğrultusunda şekillendirilen Çarlık ve Sovyet eğitim müfredatları, büyük ölçüde “ruslaştırma” veya “kimliksizleştirme” amacına hizmet etmiştir. Bu süreçte Avrupamerkezci anlayışın tariheğitimi üzerindeki etkileri ise “ilerleme” kavramı aracılığıyla meşrulaştırılmaya çalışılmıştır. Azerbaycan’ın bağımsızlığını takiben ortaöğretim tarih ders kitaplarının içeriklerinde Avrupamerkezcilik problematiğinin farklı bir biçimde devam ettiği açık görülmektedir. Tarihin çağlara ayrılması temelinde oluşturulan tasnifler ve dönemlendirmeler (Eski Çağ, Orta Çağ, Yeni Çağ, Yakın Çağ) aslında Avrupamerkezci epistemolojik bir perspektifi öne çıkarmaktadır. Antik Yunan, Roma, Rönesans, Reformasyon, Coğrafi Keşifler, Bilimsel Devrim, Sanayi Devrimi ve Aydınlanma gibi olgu ve olaylar, Azerbaycan tarihanlatımında ilerlemenin belirgin aşamaları olarak sunulmuş ve tarihi süreçler doğrusal bir ilerleme çizgisi şeklinde kurgulanmıştır. Buna karşın Doğu ise ikincil, durağan ve ilerlemenin dışında kalan bir alan olarak tasvir edilmiştir.</jats:p>